1/5/2008

PERİ BACALARI RESİMLERİ:
Nevşehir-Üç Güzeller Peri Bacaları



NEVŞEHİR - Baharın müjdecisi olarak bilinen, kayısı, erik ve badem ağaçlarının tomurcuklanıp, çiçek açması, Kapadokya’nın sembolü peri bacalarının güzelliğine güzellik kattı. Yaz aylarında altın sarısı renge bürünen, kış aylarında ise adeta beyaz gelinlik giyen, sonbaharda ise dökülmüş yaprakların arasında romantik görüntü sergileyen peri bacaları, bahar aylarındaki görüntüsü ile de fotoğraf meraklıları için bulunmaz bir mekan haline geldi.

Kapadokya’da peri bacalarının yoğun olduğu Göreme, Ürgüp, Uçhisar, Ortahisar, Çavuşin ve Mustafapaşa’da birbiri ardına açan ağaçlardaki çiçekler, geri fonda gözüken peri bacalarıyla özellikle fotoğraf meraklılarına ve amatör kameramanlara davetiye çıkarıyor.



Image:1514 - Üçhisar - Peri bacaları.JPG





[Resim]


Yorumlar ( yok ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


1/5/2008

MERHABA ARKADAŞLAR POPÜLER KIZLARIN BLOGUNA HOŞGELDİNİZ BİZ POPÜLER KIZ OLARAK BLOGUMUZA CHAT BOX KOYMAYA KARAR VERDİK TÜM POPÜLER KIZLARI CHAT BOXUMUZA BEKLERİZ.EZİKLERDE GELEBİLİR ÇÜNKÜ ONLAR BİZİM BLOGUMUZUN EĞLENCESİ
                 CHAT BOX KURALLARI
1)KÜFÜR YAZMAK YASAKTIR.(POPÜLER KIZLARIN AĞZINA KÜFÜR YAKIŞMAZ EZİKLERİN YAKIŞIR(EĞER KÜFÜR YAZARSANIZ BEN LEYLA VE RABİA TARAFINDAN BANLANIRSINIZ.
2)BİZİM BENİM VE RABİANIN YERİNE GEÇİPTE BEN SİTENİN SAHİBİYİM DERSENİZ SANİYE BİLE BEKLETİLMEDEN BANLANIRSINIZ.
                   
                    
CHAT BOX

Preview:



Yorumlar ( yok ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


30/4/2008

MERHABA ARKADAŞLAR BEN POPÜLER KIZ LEYLA OLARAK SİZE GİTTİĞİM YERLERİN FOTOĞRAFLARINI KOYACAĞIM.
MÜZELER:

 

           Avrupa Konseyi 2004 Yılı Avrupa Müze Ödülü’nü kazanan Trakya Üniversitesi Sultan II.Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi,  bu anlamlı ödülünü almak üzere Fransa’ya gidiyor.

            Avrupa Parlamentosu’nun da bulunduğu Strasbourg’da yapılacak ödül töreni ile Avrupa Müze Ödülü’nü alacak olan müze, bu ünvanı bir yıl boyunca taşıyacak.

         Trakya Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Osman İnci başkanlığında bir heyet 25 Nisan tarihinde Strasbourg’a gidecek. 26 Nisan Pazartesi günü Avrupa Prlamantosu salonunda müzeyi tanıtıcı bir sergi açılacak. 27 Nisan Salı akşamı saat 19.30 da ise Strasbourg’un en önemli müzesi olan Palais Rohan’da Avrupa Parlamenterler Birliği başkanı  Peder Schieder, Strasbourg Belediye Başkanı, Türkiye Daimi Temsilciliği yetkilileri,Türk parlamenterler ve Avrupa Müze Formu temsilcilerinin de katılacağı bir törenle ödül Sağlık Müzesi’ne verilecek.

            5000 Euro’luk para ödülü ve diplomanın yanı sıra ünlü ressam ve heykeltraş Joan Miro’ya  ait 26.000 Euro’luk heykel de 1 yıl sergilenmek üzere müze yetkililerine verilecek.

            Türkiye’nin tanıtımı açısından çok önemli bir fırsat olan bu ödül töreninde Türkiye’nin, Edirne’nin ve müzenin iyi bir şekilde tanıtılıp sunulması için uzun süredir çalışmalar yapılıyor.

            Avrupa Müze Ödülü, Avrupa kültürüne önemli katkılar sağlayan müzelere verilirken, Sağlık Müzesi,  ruhsal bozukluğun psikolojik hassasiyeti konusunda tarihte gösterilen ilginç yaklaşım ve bunun günümüzde başarılı bir şekilde sunulması gerekçesi ile bu ödüle layık görüldü. Sultan II.Bayezid tarafından 1488 yılında yaptırılan külliyenin Darüşşifasında  (hastane) uzun yıllar boyunca akıl ve ruh hastalarının dönemin hekimlik bilgilerinin yanı sıra, su sesi, müzik ve güzel kokularla tedavi edildikleri biliniyor. Bu tarihi mekanlar Trakya Üniversitesi tarafından 1997 yılından beri müze olarak kullanılıyor.

JOAN MİRO KİMDİR?

İspanyol ressam ve heykeltraştır. Barselona’da 1893 de doğdu ve Mallorca’da 1983 yılında öldü.

1920 lerden sonra Gerçeküstücülerle ilişki kurdu ve bu alanda yoğunlaştı.

1930 lardan sonra, asamblaj, kolaj, tahta üzerine resimler, gravür ve heykel gibi  yeni teknikler denemeye başladı. 1940 lardan sonra savaşın ve faşizmin şiddetlenmesiyle yapıtlarında dramatik bir hava oluştu.

1960 lardan sonra seramik, gravür ve heykel çalışmalarına ağırlık verdi. Özellikle bulup topladığı ve bazen de boyadığı eşyaları kullanarak yaptığı heykeller büyük ilgi topladı.

Tüm bu çalışmalarının yanı sıra büyük boy duvar dekorları (Paris’teki Unesco merkezi için seramik duvar-güneş ve ay) Barcelona havaalanı için dekorlar, Saint Paul’de  Vence Parkı için heykeller dizisi, mozaikler ve duvar halıları gerçekleştirdi.

İlerleyen yaşında sanatsal kaygıları çok daha ağır bastı. 1978 de, La Defense mahallesi için tasarladığı polyesterden heykelle dizisi büyük ilgi çekti.

Yine de gerçeküstücülüğe duyduğu yakınlıktan ve bu alandaki yaratıcılığından hiçbir şey kaybetmedi.

1976 da  Barcelona’da Johan Miro Çağdaş Sanat İncelemeleri Merkezi açıldı.

Sanatçının  pek çok konuşma ve notları yayınlandı.


Yorumlar ( 1 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


30/4/2008


Aborjinler ilk olarak ülkeye 40,000 yıl önce Kuzeydoğu Asya!dan geldiler. Aborjinlerin 17. yüzyıla kadar yaşam tarzları hakkında fazla bilgi yoktur. 17. yüzyılda ise Avrupalıların, pusulayı kullanmasıyla ülkeye ayak bastılar. 1606’da Avustralya karasına ilk ayak basan kişi Hollandalı denizci Willem Janszoon’dur. Kaptan James Cook, 1770’de Büyük Britanya’nın adına ülkeyi işgal etti ve buraya Yeni Güney Galler adını verdi. 350,000 olarak tahmin edilen ülkenin nüfusu Avrupalıların ülkeye yerleşmesi sonucu gittikçe azaldı.18. ve 19. yüzyıllara gelindiğinde ise ülkede 6 koloni kuruldu ve bu koloniler birleşerek Avustralya Milletler Topluluğu’nu kurdu. Doğal kaynaklarının zenginliği sebebiyle yeni ülke Tarımsal uygulamalarda ve üretim alanında başarılı oldu ve Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında Büyük Britanya’ya destek verdi.

Son yıllarda ülkenin Pazar ekonomisi diğer ülkelerle yarışacak seviyeye ulaştı. 1990larda ekonomisi en fazla büyüyen ülkelerden biri oldu.


Yorumlar ( 2 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


29/4/2008

Şumen, Bulgaristan'ın tarihine yakından şahit olmuş, Osmanlılar'la içiçe olan, Roma ve Bizans'ı çok iyi bilen, Traklar'ı ise hiç unutmamış bir şehir. Şumen, farklı etnik ve kültürleri, değişik din ve dilleri bir bütün olarak bağrında saklayan Bulgaristan'ın 10. şehridir. Bulgaristan'ın kurucusu Han Asparuh'un kılıcını yere saplayıp 'Burası Bulgaristan olacak' dediği topraklara, ülkemizin başladığı şehre, Şumen'e Hoşgeldiniz!
Temelleri 3 bin 200 sene önce atılan Şumen, başta Traklar olmak üzere Roma, Bizans, Türk ve Bulgar kültürüne ev sahipliği yapmıştır. Hatta Bulgar devletinin ilk başkentleri bu şehrin il sınırları içinde olan Pliska ve Preslavdır. M.Ö. 4. binyıla ait olduğu tahmin edilen meşhur 'Madara' tapınağı, UNESCO'nun koruması altında olan Bulgaristan'daki sekiz tarihi eserden biri konumunda.

Şumen, diğer bir ifade ile ‘İlklerin şehri’
19. yüzyılda Bulgar Rönesansı'nın yaşandığı dönemde Şumen ilklerin şehri olarak tarihe geçiyor. Kril alfabesinin mucitleri Kril ve Metodi kardeşler, ilk resmi kutlamaları 11 Mayıs 1813'te Şumen'de yaptı. Şu anda aynı tarih Şumen Günü olarak kutlanmakta. Kilise bünyesinde ilk Bulgar kız okulu (Kiliyno) 1828 yılında Şumen'de hizmet vermeye başlarken, 1856 yılında yine aynı şehirde modern ilimlerin okutulduğu ilk kız okulu ve ilk okuma evi açılıyor. Şumen'deki diğer ilkler ise şöyle: 1846 yılında ilk amatör okul grupları, 1850'de ilk Bulgar senfoni orkestrası, 1853'te ilk tiyatro temsili. Bulgaristan devletinin 1878 yılında yeniden inşa edilmesinden sonra Şumen, gerek coğrafi gerekse tarihi ve kültürel bakımdan önemini korudu. Bulgaristan'ın 10. şehri Bulgaristan'ın 10. büyüklükteki şehri olan Şumen ili; Şumen, Novi Pazar, Venets, Hitrino, Kaolinovo, Nikola Kozlevo, Veliki Preslav, Smyadovo, Vırbitsa ve Kaspiçan olmak üzere 10 belediyeden oluşuyor. Kuzeydoğu Bulgaristan'ın merkez bölümünde yer alan Şumen, Tuna yaylasının doğu kısmı ile Stara Planina'nın doğu kısmını oluşturuyor. Bölge, yayla toprak örtüsüyle kaplı ve tarıma elverişli tüm koşulların bulunması açısından da değer kazanmakta. İl sınırları içinde kara toprak örtüsünün hakim olması tarım için mükemmel şartlar oluşturmakta. Ayrıca Şumen belediyesinde ülke genelinde tek olan at, manda, domuz ve kamış alanlarında araştırma ve üretim yapan enstitüler mevcut. Kışların gayet soğuk, yazları ise sıcak geçen bölgede Bulgaristan'ın kuzey kısmına has iklim hakim. Yağışlar devamlı olmayıp yaz aylarında azalır. Doğal zenginlikler bakımından fakir olan Şumen'in tek maden ocağı Kaolinovo'daki kaolin maden ocağıdır. Bu maden ise Novi Pazar, Kaspiçan ve Şumen'deki şişe, porselen ve fayans fabrikalarının başlıca hammaddesi. 27 yerleşim yerinden oluşan Şumen Belediyesi'nin 2001 verilerine göre nüfusu 104 bin 002 kişi. Bu verilere göre Şumen, Bulgaristan genelinde nüfusun 100 bini geçen 12 belediye arasında yer almakta. Belediyedeki nüfusun 88 bin 966'ı Şumen'de, geriye kalan nüfus ise diğer 26 köyde ikamet etmekte. Bulgar tarihinin başladığı topraklar... Bulgar tarihinin başladığı topraklarda tarih ruhunun canlı tutulabilmesi için bir çok müze yapılmış. Bu sene 100. kuruluş yılını kutlayacak olan Şumen Tarih Müzesi, 29 Haziran 1904 yılında kurulmuştur. Müzede bugün 150 binin üzerinde tarihi eser teşhir ve muhafaza edilmekte. Ayrıca Şumen'de askeri kışla sınırları içinde isteyen herkesin ziyaret edebileceği askeri müze de mevcut. Öte yandan şehirdeki müze evleri de görülmeye değer. Şumen'deki müze evleri sunlar: "Panayot Volov" , Macar Milli kahramanı "Layoş Koşut" müze evi, "Dobri Voynikov" ve ünlü besteci ve müzisyen "Panço Vladigerov" müze evi. Milli Tarih ve Arkeoloji Rezervatları ve ilk başkentler... Şumen'in en eski yerleşim yeri, 'Şumen Kalesi' diye bilinen alan Şumen merkezinden 3 km uzaklıkta batı istikametinde bir tepe. Eski Şumen burasıdır. Traklar'ın kurduğu bu kale Romalılar, Bizanslılar ve Bulgarlar tarafından yerleşim yeri olarak kullanılmış. 1444 yılında Haçlı seferinde yıkılan kale terkedilmiş ve Osmanlılar zamanında Şumen şimdiki yerine inşa edilmiştir. Milli Tarih ve Arkeoloji Rezervatı olarak faaliyet gösteren 'Şumen Kalesi' restore edilmiş ve şu anda açık müze olarak hizmet vermekte. Bulgar Devleti'nin ilk başkenti Şumen ilinin sınırları içinde bulunan Pliska'dır. Şehir, Bulgar devletinin kurulmasıyla 681 yılında başkent ilan edilmiş. Han Asparuh'un kılıcını yere saplayıp "Burası Bulgaristan olacak" dediği yere kurulan Pliska, günümüzde Kaspiçan'ın beş kilometre kuzeyinde yer alıyor. Devletimizin ilk başkenti 23 metrekare alana kurulmuş ve günümüzde Milli Tarih ve Arkeoloji Rezervati 'Pliska' adıyla hizmet veriyor. Milli Tarih ve Arkeoloji Rezervatı Pliska'da 7–10. yüzyılları arası yaşam tarzı ve kültürü yansıtılmış.

gitmek isterseniz ne yapıcağınızı biliyorsunuzdur ben yinede yazıyım(görmeyenler için)''gitmek istediğiniz yer varsa yorum yazarak bize rezervasyon yaptırabilirsiniz!''


Yorumlar ( 6 ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı



Görüşlerinizi Bildirin

. : : Defteri Oku
. : : Deftere Yaz

Menü
Kategorilerim

2 sayfadan 1 . sayfa
| ileri

"Kuyruğunu kendine batırmıştı ki akrep durdurmak için zamanı , yetişti peşinden yelkovan: Dur! dedi , henüz gelmedi zamanı intiharın , henüz bitmedi tarihin macerası…"
: : : : DAL RÜZGARI AFFETMİŞTİR AMA; KIRILMIŞTIR BİR KERE... : : : :

MaSuM Sevgi

__________________